Kültürel Varlıklar

İznik

NİLÜFER HATUN İMARETİ (ŞEHİR MÜZESİ)
Bugün müze olarak kullanılan bu çok değerli ve önemli yapı 1388 yılında I. Murat tarafından annesi Nilüfer Hatun anısına inşa ettirilmiştir. Binanın planı ters T harfi şeklindedir. Bina bir kat küfeki taşı üç kat tuğla sistemiyle inşa edilmiş olup, zengin ve renkli bir taş ve tuğla işçiliğine sahiptir. 19. yüzyılın sonlarına kadar imaret işlerini sürdüren yapı Kurtuluş Savaşı'nda Yunan işgali esnasında büyük ölçüde tahrip olmuştur. Cumhuriyet döneminde 1960'lı yıllara kadar depo olarak kullanılmıştır. 1960 yılında restore edilen Nilüfer Hatun İmareti aynı yılın ağustos ayında müze olarak halkın hizmetine açılmıştır. Müzede İznik ve çevresinden çıkarılan arkeolojik buluntular ile Ilıpınar, İznik Roma Tiyatrosu ve İznik'teki çini fırınları kazılarından çıkarılan eserler sergilenmektedir. Müze bahçesinde Yunan, Roma, Bizans ve Osmanlı eserleri (sütun başlıkları, lahitler, kabartmalar, korkuluk levhaları, ambonlar, siterler, yazıtlar, çörtenler, sütun tanburları, vaftiz havuzları, pişmiş toprak levhalar ve mezar taşları) yer alır.

EŞREFİ RUMİ (EŞREFZADE) CAMİİ VE TÜRBESİ

İznik Mahallesi, Ali Çandar Sokağın hemen girişinde bulunan cami, II. Bayezit'in oğlu Şehinşah'ın eşi Mükrime Hatun tarafından XVI. yüzyılda yaptırılmıştır. Caminin ve türbenin duvarları Sultan IV. Murat tarafından (1640-1643) çinilerle kaplatılmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında Yunanlılar tarafından tamamen yıkılan cami 1950 yılında aslına benzer boyutlarda yeniden inşa edilmiştir. Eski camiye ait sadece minare ayaktadır. Minarenin külah bölümü yıkılmıştır. Çini kuşakların yer aldığı gövdesi ise çemberler İle sarılarak sağlamlaştırılmıştır. Caminin hemen yanında hazire şeklindeki türbede XV. yüzyılın büyük mutasavvıfı ve şairlerinden olan ve kendisini "gah muti gah asiyem, gah alim gah amiyem" diye tanıtan Eşref-i Rumî yatmaktadır

YEŞİL CAMİ

İznikİznik'in sembolü olan ve en muhteşem kültür varlıklarımızın başında gelen Yeşil Cami, adını yeşil çinili ve tuğlalı minaresinden almıştır. Yapımı 1378'de Çandarlı Halil Hayrettin Paşa tarafından başlatılmış, ölümü üzerine oğlu Ali Paşa 1391'de tamamlatmıştır. Mimarı Hacı Musa'dır. Erken Osmanlı döneminin tek kubbeli camileri arasında en görkemlilerindendir. Son cemaat yeri sütunlu ve ayaklıdır. Mermerlerden yapılmış caminin mihrabında görülmeye değer ve zengin bir taş işçilik vardır. Uzunlamasına dikdörtgen biçimindeki iç mekânı kubbe ve tonozlarla örtülüdür. Kubbesi 10.5 metre çapında ve kuşunla kaplıdır. Eşsiz minaresi caminin sağ köşesinde yer alır. Gövdesi mavi ve yeşil renkli çinilerle zikzaklı mozaik tekniğiyle bezenmiştir

HACI ÖZBEK CAMİ

İznikHalk arasında Çarşı (Çukur) Cami diye adlandırılan Hacı Özbek Cami, İznik'te inşa edilen ilk Osmanlı camisidir. 1333-34 yıllarında Hacı Özbek tarafından inşa ettirilmiştir. Kare planlı olup, minaresizdir. 1959 yılında restore edilen cami ibadete açıktır. Osmanlı mimarisinde son cemaat yerini de örten tek kubbeli camilerin en eski örneklerinden olması bakımından da önemlidir.

ŞEYH KUTBUDDİN CAMİİ VE TÜRBESİ

İznik Nilüfer Hatun İmaretinin (İznik Müzesi'nin) güneye bakan tarafının karşısında olup Sultan II. Bayezit'in vezirlerinden Çandarlı İbrahim Paşa tarafından XV. yüzyılda yaptırılmıştır. Şeyh Kudbeddin Camii tamamen yıkılmış durumdadır. Caminin, yanındaki türbeden bir süre sonra yapıldığı tahmin edilmektedir. Tek kubbeli ve kare planlı kubbede İznik'in tanınmış müderrislerinden olan ve 1418'de vefat eden Şeyh Kudbeddin yatmaktadır.

MAHMUT ÇELEBİ CAMİİ

Mahmut İznik Çelebi Mahallesinde Ayasofya Kilisesi'nin yüz metre güneyindedir. Kitabeye göre bu eser, Sultan II. Murat'ın kayın biraderi ve Çandarlı Halil Hayrettin Paşa'nın torunu (İbrahim Paşa'nın oğlu) vezir Mahmut Çelebi tarafından 1442 yılında yaptırılmıştır. Yeşil Cami'nin küçük bir örneğidir.




YAKUP ÇELEBİ CAMİİ VE TÜRBESİ

Yeni Mahalle'de şehir garajının güneyinde olan cami, I. Murat'ın oğlu İznik ve Yıldırım Bayezit'in kardeşi Yakup Çelebi tarafından XIV. yüzyılda ters T planına göre inşa ettirilmiştir. Nilüfer Hatun İmareti'nde görülen itinalı taş ve tuğla işçiliği burada da görülür. Cami saçakları, tuğladan testere dişi biçiminde dekore edilmiştir. 1919 yılına kadar imaret, 1934'ten sonra da müze deposu olarak kullanılan yapı 1963 yılında restore edilmiş ve cami olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bahçesindeki türbe Yakup Çelebi adına yaptırılmış bir makam türbesidir. Zira Yakup Çelebi Bursa'da babası I. Murat Hüdavendigar'ın yanında gömülüdür.

SÜLEYMAN PAŞA MEDRESESİ

Süleyman İznik Paşa Medresesi, İznik'i kültür merkezi yapan medreselerden sadece bir tanesi olup, Rumeli fatihi olarak bilinen Orhan Gazi'nin oğlu Süleyman Şah tarafından 1332 yılında yaptırılmıştır. Bilinen en eski Osmanlı medresesidir. Avlulu medreselerin de ilk örneğidir. Binada 11 hücre, bir dersane ve bunları örten 19 kubbe mevcuttur. Medrese açık avlulu ve "U" planlıdır

İSMAİL BEY HAMAMI

İznik Beyler Mahallesi, Sultan Hamam sokaktadır. Halk arasında Mescid Hamam olarak da anılır. 1989-1990 yıllarında konstrüksiyon bir şemsiye ile koruma altına alınmıştır. XIV. yüzyılda Beylikler devrinden kalan hamamın iç mimarisi çok ilginçtir. Hamamın üstü spiral kubbe ile örtülmüştür. İçbükey on iki spiral dilimli kubbenin merkezinde ve her diliminde aydınlık açıklıklar görülür. Duvarlarındaki iskalaktikler ve dönerli kubbesi izleyenleri hayran bırakmaktadır.

II. MURAT HAMAMI (HACI HAMZA HAMAMI)

Mahmut İznik Çelebi Camii'nin yanındadır. XV. yüzyılda İnşa edilmiştir. Erkeklere ve kadınlara ait bölümleri olduğu İçin "Çifte Hamam" olarak da anılmaktadır. Hamamın erkekler bölümü bugün de işlevini sürdürmektedir.





I. MURAT HAMAMI (MEYDAN HAMAMI)

İznik Atatürk Caddesi üzerinde, istanbul Kapı ile Ayasofya Müzesi arasında yer alan I. Murat Hamamı iki kubbelidir. XIV. yüzyılın sonuna tarihlenir.





KIRGIZLAR TÜRBESİ

İznik Yenişehir Kapı dışında surlardan 250 m. ileride İznik-Yenişehir asfaltının sağındadır. İznik'in Türkler tarafından fethi sırasında yararlılıklar gösteren Kırgız Türklerinin anısına, Orhan Gazi tarafından 1331 tarihinde inşa ettirilmiştir. İçinde yedi büyük ve bir çocuk lahdi bulunmaktadır. Türbe, mimarisi ile kalem işi süslemeleri bakımından büyük değer taşır.



SARI SALTUK TÜRBESİ

İznik XIV. yüzyıl yapısı olan türbe, Lefke Kapı dışında Bizans devri su kemerlerinin güneyinde bir bağ içinde yapılmış bîr makam türbesidir.






DAVUDİ KAYSERİ TÜRBESİ VE ÇINARI

İznik İznik Müzesinin Kuzeyinde, Davudi Kayseri Sokakta bulunmaktadır. 1260’lı yıllarda doğduğu düşünülen Davud-i Kayseri hakkında yeterli bilgi yoktur. Öğrenim hayatına Kayseri’de başlamış ve daha sonra Mısır’a gitmiştir. Osmanlı devleti’nin ilk medresesi olan Süleyman Paşa Medresesi’nin ilk müderrislerindendir. Hadis, fıkıh gibi dini ilimlerin yanı sıra felsefe ve mantık gibi akli ilimlerde dersler ve eserler vermiştir. Düşünce sistemi ve görüşleri açısından dönemine ve döneminden sonraki düşünürlere öncülük etmiştir. Davud-i Kayseri’nin mezarı yaklaşık 1251 yıllık bir çınarın yanında olduğu bilinmekteydi ancak türbe ile ilgili herhangi bir belirti günümüze ulaşmamıştı. Türbe çalışmaları ve çevre düzenleme çalışması tamamlanarak ziyarete açılmıştır.

ABDÜLVAHAB SANCAKTARİ TÜRBESİ

İznik İznik, Bizanslıların elinde iken şehri kuşatan İslam ordusundan Abdülvahab adındaki bir kişiye ait olduğuna inanılan bu yatır, kentin doğusundaki şehre ve göle egemen tepededir. Türbe kitabesizdir. Söz konusu şahsın VIII. yüzyılda kuşatma esnasında İslam ordularına büyük yararlılıklar gösterdiği kabul edildiğinden Türkler, İznik'i aldıktan sonra anısına bir türbe yaptırmışlardır. Abdülvahab, efsaneye göre VIII. yüzyılda yaşamış bîr sancaktardır. İslam orduları İznik'i kuşatırken şehit düşmüştür. Türbeye bayraklar asılmakta, adaklar adanmaktadır. Bu nedenle türbe halk arasında "Bayraklı Dede" olarak da anılır.

İZNİK ÇİNİ FIRINLARI KAZI ALANI

İznik II. Murat Hamamının (Hacı Hamza Hamamı) doğusundadır. İznik'te Osmanlı dönemi çini-keramik fırınlarını araştırmak üzere, kazı ve sondajlara, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Oktay Aslanapa başkanlığında kalabalık bir ekiple, 1964 yılında başlanmış ve bu çalışmalar kesintisiz olarak 1969 yılına kadar devam etmiştir. XVII. yüzyıla kadar Türk Çini Sanatının en güzel çini Örneklerini yaratan fırınlardan bir çoğu, bu kazı çalışmalarında bulunmuş ve açığa çıkarılmıştır. Ünlü İznik Çinileri, XV. ve XVI. yüzyıllarda küçük kubbeli bir pişirme ocağından ibaret olan bu fırınlarda üretilmiştir. 1981 yılında bu kez Prof. Dr. Ara Altun başkanlığında bilimsel bir heyetin öncülüğünde II. dönem kazıları başlamış olup, halen devam etmektedir.